31 Mayıs 2011 Salı

Pazar sabahı 8'de Uçurtmayı Vurmasınlar eser aklınıza, ilk 10 dk.yı yine 3 dikişle izlersiniz. İnci olursunuz, Barış'a uçurtma olursunuz, kendi boğazınızda 40 düğüm olursunuz. Film biter, içinizi ne yana döneceğinizi şaşırırsınız. Gazetelere bakmaya yeltenirsiniz, o gündem, telaşlar anlamsızlaşmış. Bir kez daha vurulamamış uçurtmanın sevinciyle aklınız o koğuşta. Uyku tutmaz, gün tutmaz..

10 Mayıs 2011 Salı


''denize taş atan çocuklar da suçlu sayılıyor muymuş ?''
diye sordu ben fotoğrafı çekerken.

makineyi indirdim. yüzüne baktım. düşündüm. çocuğa çevirdim yüzümü. sustum. 6 Mayıs'tı.

Deniz'e taş atan vicdanların suçlu sayılmadığı, eline taş tutuşturulan minik bedenlerin yargılandığı ülkenin insanlarıyız.

ondandır çocuklara karşı biraz kaygılıyız.

dünyanında bambaşka bir ülkesinde de olsa;
çocuk ve taşı, taş ve Deniz'i, Deniz ve çocuğu yan yana gördük mü korkarız..

5 Mayıs 2011 Perşembe

şüphesiz ki ben inananlardanım:

belki bir zaman kimseyi öpmezsem
saçlarım uzar.

saçlarım kan rengi bu ara,
oysa beni kan tutar.