idrak acısı
tende kalır
nar kokar.
http://fizy.com/s/1vnr39
22 Kasım 2011 Salı
16 Ekim 2011 Pazar
5 Ağustos 2011 Cuma
9 Temmuz 2011 -ben öğrendiğimde öyleydi, sonrasından haberim yok.
Bedenin bizim disimizda bir hayati var. Aklinizin kabul etmedigini, beden sorgusuz sualsiz kabul ediyor kimi zaman. Ki o zaman zor zaman.
Eller titriyor, dizler yurutmuyor, yara, sivilce doluyor yakaniz, sol yaniniz. Basiniz donuyor duz yolda dusuyorsunuz, saga sola carparak yuruyorsunuz. Hayalet gibi falan degil, bildiginiz agirsiniz, koca dunya midenizde, gun gectikce buyuyor. Geciyor gunler, gunler geciyor. Espriler yapiyorsunuz, gulup sarkilar soyluyorsunuz. Bilimsel yayinlar onunuzde, yazilacak tez, okunacak makaleler. Okuyorsunuz, okuduklarinizi hic anlamadiginiz kadar anliyorsunuz.
Surekli ”gercekten” diyorsunuz konusurken. Gercekten. Gercekligin ne oldugu konusunda hicbir fikriniz yokken.
19 Haziran'da giden parcaniz siz ogrendiginizde mi gitmis olur aslinda bilmiyorsunuz. Ne degisti bilmiyorsunuz. Zaman nerede, ellerinizde mi bilmiyorsunuz. Aklinizdan cikmiyor, dusunuze girmiyor. Durumu onunuze gelene soylemeye basliyorsunuz. ”mekani cennet olsun” diyenler artikca mekaninin neresi oldugunu bileceginiz umudu icinizde.
Cok iciyorsunuz olmuyor, cok yiyorsunuz olmuyor, cok okuyorsunuz, cok yuruyorsunuz, cok konusuyorsunuz.. Kahkahalar atip kendi sesinizi duymaya calisiyorsunuz, ses icinizde gittikce kisiliyor. Kendinizi hissedemiyorsunuz. Bir yolunu ariyorsunuz, hissedebilmenin bir yolu olmali. Var elbet. Bulamiyorsunuz.
5. gunun sabahi, kimseler yokken, sarkilar cikiyor icinizden. Aglamaya basliyorsunuz. Gozlerinizi hissedebiliyorsunuz o an. Gozleriniz var. Zamani hissedebiliyorsunuz sonra. Cok olmus ayrilali. Gormeyeli. O gideli. Mekani cennet mi olmus bilmiyorsunuz. Ama mekani buranin disinda bir yer olmus. Artik biliyorsunuz.
Gececek biliyorsunuz.
.
Eller titriyor, dizler yurutmuyor, yara, sivilce doluyor yakaniz, sol yaniniz. Basiniz donuyor duz yolda dusuyorsunuz, saga sola carparak yuruyorsunuz. Hayalet gibi falan degil, bildiginiz agirsiniz, koca dunya midenizde, gun gectikce buyuyor. Geciyor gunler, gunler geciyor. Espriler yapiyorsunuz, gulup sarkilar soyluyorsunuz. Bilimsel yayinlar onunuzde, yazilacak tez, okunacak makaleler. Okuyorsunuz, okuduklarinizi hic anlamadiginiz kadar anliyorsunuz.
Surekli ”gercekten” diyorsunuz konusurken. Gercekten. Gercekligin ne oldugu konusunda hicbir fikriniz yokken.
19 Haziran'da giden parcaniz siz ogrendiginizde mi gitmis olur aslinda bilmiyorsunuz. Ne degisti bilmiyorsunuz. Zaman nerede, ellerinizde mi bilmiyorsunuz. Aklinizdan cikmiyor, dusunuze girmiyor. Durumu onunuze gelene soylemeye basliyorsunuz. ”mekani cennet olsun” diyenler artikca mekaninin neresi oldugunu bileceginiz umudu icinizde.
Cok iciyorsunuz olmuyor, cok yiyorsunuz olmuyor, cok okuyorsunuz, cok yuruyorsunuz, cok konusuyorsunuz.. Kahkahalar atip kendi sesinizi duymaya calisiyorsunuz, ses icinizde gittikce kisiliyor. Kendinizi hissedemiyorsunuz. Bir yolunu ariyorsunuz, hissedebilmenin bir yolu olmali. Var elbet. Bulamiyorsunuz.
5. gunun sabahi, kimseler yokken, sarkilar cikiyor icinizden. Aglamaya basliyorsunuz. Gozlerinizi hissedebiliyorsunuz o an. Gozleriniz var. Zamani hissedebiliyorsunuz sonra. Cok olmus ayrilali. Gormeyeli. O gideli. Mekani cennet mi olmus bilmiyorsunuz. Ama mekani buranin disinda bir yer olmus. Artik biliyorsunuz.
Gececek biliyorsunuz.
.
31 Mayıs 2011 Salı
Pazar sabahı 8'de Uçurtmayı Vurmasınlar eser aklınıza, ilk 10 dk.yı yine 3 dikişle izlersiniz. İnci olursunuz, Barış'a uçurtma olursunuz, kendi boğazınızda 40 düğüm olursunuz. Film biter, içinizi ne yana döneceğinizi şaşırırsınız. Gazetelere bakmaya yeltenirsiniz, o gündem, telaşlar anlamsızlaşmış. Bir kez daha vurulamamış uçurtmanın sevinciyle aklınız o koğuşta. Uyku tutmaz, gün tutmaz..
10 Mayıs 2011 Salı
''denize taş atan çocuklar da suçlu sayılıyor muymuş ?''
diye sordu ben fotoğrafı çekerken.
makineyi indirdim. yüzüne baktım. düşündüm. çocuğa çevirdim yüzümü. sustum. 6 Mayıs'tı.
Deniz'e taş atan vicdanların suçlu sayılmadığı, eline taş tutuşturulan minik bedenlerin yargılandığı ülkenin insanlarıyız.
ondandır çocuklara karşı biraz kaygılıyız.
dünyanında bambaşka bir ülkesinde de olsa;
çocuk ve taşı, taş ve Deniz'i, Deniz ve çocuğu yan yana gördük mü korkarız..
5 Mayıs 2011 Perşembe
2 Nisan 2011 Cumartesi
suç ve/ya ceza
Bir ask siiri yazmanin anlamsizligini koynumda
ve duman tadini agzimda birakarak gittin.
Zehirdin.
Insan ne cok sey caliyor ayrilik sonrasi kullanim icin
Sevgilinin teninden parmak uclariyla.
Erkekler ustaca basariyor lakin
kadinlar bir turlu mesrulastiramiyor bunu
ve Ask, bir suca donusuyor zamanla.
Adem failligini aklarken bir gecelik dusunce sucu kilifiyla
Ah Havva, hep Havva tasiyor o sucun agirligini
bacaklarinin arasinda.
Adem aksamdan,
Havva son sevismeden kalma.
ve duman tadini agzimda birakarak gittin.
Zehirdin.
Insan ne cok sey caliyor ayrilik sonrasi kullanim icin
Sevgilinin teninden parmak uclariyla.
Erkekler ustaca basariyor lakin
kadinlar bir turlu mesrulastiramiyor bunu
ve Ask, bir suca donusuyor zamanla.
Adem failligini aklarken bir gecelik dusunce sucu kilifiyla
Ah Havva, hep Havva tasiyor o sucun agirligini
bacaklarinin arasinda.
Adem aksamdan,
Havva son sevismeden kalma.
23 Şubat 2011 Çarşamba
ben beceremiyorum
ne zaman aşık olsam önce dünyayı kurtarmaya kalkarım, sonra kendimi.
sıra bana gelene kadar çoktan gitmiş olur karşı taraf
ben henüz ''önce çocuklar ve kadınlar''da
şaşkınlığımla kalırım.
yarım yapıldak aşklar değil de
yine kurtaramadığım dünya gider zoruma.
ne gücüm kalır kaldığım yerden ipi göğüslemeye
ne sesim, ne nefesim.
susarım.
sıra bana gelene kadar çoktan gitmiş olur karşı taraf
ben henüz ''önce çocuklar ve kadınlar''da
şaşkınlığımla kalırım.
yarım yapıldak aşklar değil de
yine kurtaramadığım dünya gider zoruma.
ne gücüm kalır kaldığım yerden ipi göğüslemeye
ne sesim, ne nefesim.
susarım.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)